sabahın kör saati etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sabahın kör saati etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ben seni beklerim..

oyle güzel sohbet ediyorduk ki
sabah'a yakınlaştığımızı geç farkettim..

o işine gidecekti,
üstelik yarın gece de nöbetçi..
yorulacaktı..
bütün gecesini bir nevi benim için feda ediverdi.

"ben seni beklerim.." dedim.. "uyandırırım 7'de.."
şimdi üstünü örteyim, uğurlayayım uykuya..

nasıl olsa halen tatil modu yavşaklığı var üzerimde..
bütün gün uyusam da olur.

"benim için bekleme" dedi..
"ben seni beklerim" dedim..

şimdi o bekleyiş anında yazasım geldi bir kaç satır bi'şeyler..

ne çok bekledim tanrım!
ne çok zaman ve ne çok şeyi bekledim hayattan..

aslında hiçbirinizden farkım yok..
hepiniz benim gibisiniz..
hep birşeyler beklediniz..
hepiniz ayrı ayrı ne çok şey beklediniz..
kiminiz aşk, kimi özlediği bir insan, kimi özlediği şeyler, kimi para, kimi sağlık, mutluluk...

benimkisi daha çok aşk'tan yana..
çok ta fazla vurmuşluğum yok 12'den..

düşünüyorum da;
pazar günlerini hiç sevmezdim mesela,
pazartesi olmasını, okula gitmeyi beklerdim..

ilk aşk'ı çabuk yaşadım ben..
daha çocuktum..
o ilk heyecanla günlerce elini tutmayı bekledim..

okul yıllarının bitmesini bekledim,
şimdi düşününce çok zevkli gelen o yıllarda
herkes gibi "bir an önce bitsin" bekleyişindeydim..

bekledim..
hep bekledim..

okul bitti..
askerlik bitti..
iş hayatı vesaire derken..

bu hiç iyi birşey değil ama,
çok sevgilim olmuştu..
"çirkin şansı" hayli etkiliydi üzerimde..
hayatıma bir çok kadın girip çıkıyordu ama hatırladığım tek şey;
ben hep bekliyordum..

içinde aşk olmayan uzun sevişmelerin sonunda,
bir an önce sabah olsun da gideyim diye bekliyordum..

ben birini, bir şeyi bekliyordum..
hep bekledim..

bekliyordum çünkü hiçbiri beklediğim kişi olmadı.
olamadı..

çok denedik..
ama hiçbiri olmadı..

çok bişey değildi aslında beklediğim..
sevmem büyük umutları..
hep küçük kırıntılı şeyler bekledim..

nasılda geçti yıllar..
çok bekledim..
hemde cok güzel bekledim..
beklemeye dair en afilli duygularla bekledim..
fiyakalıydı bekleyişlerim..

şimdi bir elimde sigara..
parmaklarım klavye'de geziyorken..
ben bekliyorum..

o daldı şu an uykusuna..
farketmese de üzerini örttüm..
küçücük okşadım saçlarını uyandırmadan..

ve ben onu bekliyorum..

o uyanacak..
işine gidecek,
gelecek,

ben yine de bekliyor olacağım..

şimdi önümde 1.5 saatim kaldı..
ona soz verdim uyandırmak için..
şöyle dedim..

"ben seni beklerim"..

bekleyeceğim..

günaydın, gülümse..

tam da, "sabah çıkmaz" denilen sabahlardan çıkmıştım..
ya da, "sabahı görmez" denilen sabahları görmüştüm..

yine güzeldi,
her zamanki gibi..
soğuk bir kış günü de olsa,
bunca soğuğun, bunca kara bulutun üstünde sarı bir güneş ve mavi bir gökyüzü olduğunu bilmek..

güzeldi..

sonra,
artık adının baş harfi bile geçmeyen,
eski sevgililerim..
sabah'ın o serinliğinde kalkmaktansa,
işi gücü umursamayıp,
sıcacık ve hiç te masum olmayan sevişmeleri seçtiğim sabah saatleri..

yine sabahları, çıkmadan evden,
kravatımı, gömleğimi düzelten kadınlar..

sabahlar..

sonra annemin, geceden çıktığım yolların sabahında,
benden haber almak için aradığı telefonlar..

çayın en dem hali..
kahvenin en güzeli..

yaptığım en güzel kahvelerin saatleri sabaha vurmuştur hep..
çay'ında,
hazırladığım kahvaltıların da..

hayatın muhasebesini daha bir yapabilmişimdir
bu loş ve sessiz sabahlarda..
daha bir içten teşekkür etmişimdir içimden kimisine,
daha da kötü küfürler savurmuşumdur hakedene..

sonra aynaya dönüp bakmışımdır yüzümü her yıkadığımda..
sabahların o çekilmez uykusuzluk halinde,
su'yu en soğuk haliyle yüzüme çarptırdıktan sonra
kendime emrederdim hep..

"gülümse.."

ve sonrasında da iyi dilekler..

"günaydın.."

gerçi, günümün aydığı sayı hayli düşük olsa da,
adettendir işte..

"günaydın"..



.